İnimden Mektup 2
(
11.05.2008)
 

 
Ünlü soprano Leyla Gencer Viyana da öldü…
Algıyı sanat ve kültür geliştirirken toplumun sosyal yapısının gelişmesinde de önemli bir lokomotif olur…
“Diva de la Turca” ya da Diva Bülent Ersoy… Sabahların sultanı Seda Sayan…
Yörelerinde hayat mücadelesine katılamayacağını düşünerek büyük kentlere göçen milyonlarca kadın köylerindeki özgürlüğünü de kaybederek hapsedildikleri küçük sağlıksız odalarda duygularını onların çığlıkları ya da sevgi ifadeleri ile olgunlaştırıyor.
Küçücük odalarda olmazsa olmazlardan olan TV ler tüketimi körükleyen çığlıklar la cehaletin kısasları bilgi olarak ekleniyor; bu kadınlarımızın analarımızın dimağına.
Üretimden koparılan yeni üretim modellerine göre donatılmayan ama örnek aldıklar bu suni kahramanlar sayesinde tüketimin en ince ayrıntısına kadar öğretildiği kadınlarımız ne geldiği köyü, nede hapsedildiği şehri temsil edebiliyorlar…
Şimdi bir düşünelim neler oluyor genç cumhuriyetin yetiştirdiği kültür ve sanat insanları bir - bir aramızdan ayrılırken yerlerine kimi koyabiliyoruz… Seda ile Bülent’i mi?
Bu ölüm uykusundan uyanmak için ne gerekiyor bize ya da olanları fark edebilmeniz için hangi örnekler gerekli size…
 
Bana ne dedikçe bozuldu çarkın,
İşgale uğradı evin ve barkın,
Yeter yattığınız ayağa kalkın”
Diye haykıran şairin sesi inimin sığındığı huzurlu dağ başında daha çok kulağımda çınlar oldu, oysa ben buraya kapayıp kapımı of ile aha; açıp penceremi sonsuz sabaha ruhumu dinlemek için gelmiştim…
 
Cemal Gülas